Hiçbir derginin hikâyesini anlatmak ilk sayısıyla başlamaz. Hele hele okul kimliği kazanan dergiler söz konusu ise rahatlıkla bir soyağacının izini sürebiliriz. Söz konusu olan Dergâh ise biraz daha eskiye ‘adaş’ dergi olan Dergâh’a da bakabiliriz söz gelimi. 1921 ile 1923 arasında çıkan Dergâh Anadolucu bir dergi olması sebebiyle günümüzdeki adaşının da öncüsü kabul edilebilir. 15 Nisan 1921-5 Ocak 1923 tarihleri arasında, İstanbul’da, toplam 42 sayı çıkan Dergah, Yahya Kemal Beyatlı’dan Ahmet Hamdi Tanpınar’a özel bir kadroya sahiptir. Alim Gür’ün satırlarından Dergah’In adaşı hakkında bilgi sahibi olabiliriz: “Dergâh’ta 80’den fazla sair, yazar, hikâyeci, bilim adamı ve mütercimin ismi görülebilmektedir. Dergiye bizzat yazanlardan bir kısmı devrin tanınmıs kalemleridir. Bu baglamda derginin edebî ve fikrî cephesini Yahya Kemal, Ahmet Hasim, Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Halide Edip, Rusen Esref, Abdülhak Sinasi, Mustafa Nihat gibi tanınmıs sahsiyetlerin olusturdugu söylenebilir. Mecmuada sıklıkla eserleri görülen, zamanla Türk edebiyatının önemli simaları haline gelen diger baslıca sair ve yazarlar arasında ise; Ahmet Hamdi, Ahmet Kutsi, Ali Mümtaz, Necmettin Halil, Kemalettin Kâmi, Sükûfe Nihal, Nurullah Atâ gibi isimler sayılabilir.”
Ancak söz günümüzdeki Dergâh’tan açılacaksa asıl başlangıç noktası Hareket Dergisi olmalı. Nasıl Büyük Doğu Necip Fazıl Kısakürek ile özdeşleşmiş ise Hareket de Nurettin Topçu’nun şahsiyetinin mührünü taşır. 1939’dan 1982’ye kadar yedi dönem yayınlanan Hareket Dergisi, ismini Topçu’nun felsefesinin temel kavramlarından birinden alır. Nitekim Beşir Ayvazoğlu Derterimde Kırk Suret adlı kitabında Dergâh’ın soyağacına işaret eder: “Nurettin Topçu’nun önderliğinde bir sanat ve fikir çevresinin görüşlerini yansıtan ve Mustafa Kutlu için gerçek bir mektep olan Hareket; toprağa bağlılık, sosyal adalet, seviyeli sanat ve yüksek bir fikir zemini teklif etmekte, üstelik bütün bunların Müslüman kalarak da mümkün olduğunu göstermektedir.” 1967’den sonra Hareket Dergisi’nin neredeyse her sayısında hikâye, şiir ve çizgileriyle yer alan Mustafa Kutlu, 1979-1982 yılları arasında da Hareket’in yazı işleri görevini üstlenir.
Dergâh Yayınları’nın evvliyatı dergisinden hayli önceye uzanıyor. 1977 yılında İstanbul’da anonim şirket olarak kurulan Dergâh, Doğu’dan, Batı’dan, İslâm dünyasından, tarihten, edebiyattan, düşünce dünyasından, sanatların her dalından seçkin eserler, mesele vazeden, problem çözen metinlerin yer alması hedeflenen bir kütüphane olması arzusuyla kuruldu.
Dergâh Yayınları’nın internet sitesinde yer alan bu metin derginin yol haritasını çıkartmak isteyenlere önemli ipuçları sunuyor: “Ayak bastığımız merkez zemin yakın ve uzak tarihiyle, kuvvet ve zaaflarıyla Türkiye idi. Dizilerimiz buna göre oluştu. Türk edebiyatı, Türk klasikleri, İslâm klasikleri, Batı-Doğu klasikleri, Çağdaş Türk düşüncesi, Çağdaş İslâm düşüncesi, Tarih, Felsefe, Anadolu Kitaplığı, Erzurum Kitapları….”
Dergi Mart 1990’da ilk sayısı çıkacak olan Dergâh’ın da kurucuları olan Ezel Erverdi, Mustafa Kutlu ve İsmail Kara için bir okul görevi görür.
Mart 1990 Dergâh’ın okurla buluştuğu ilk sayıdır. Dergâh’ın Mart 1990 tarihli 1. sayısının sunuş yazısında “yerli, milli ve bağımsız” vurgusu yapılır. Kapağında İsmet Özel’in “Özgürlük İçin Şiir” başlıklı yazısının yer aldığı sayıda ilk sayılarda şiirde Hüsrev Hatemi, Hüseyin Atlansoy, İhsan Deniz, Nihat Hayri Azamat, Cahit Koytak, Levent Sunal, Adem Turan, Cafer Turaç, Mevlana İdris, Mehmet Erdoğan imzaları göze çarpar. Zamanla şairler gençleşir elbette. Süleyman Çobanoğlu, Fatma Şengil, Cevdet Karal, Ali Emre, Osman Özbahçe, Ömer Erdem, Cevdet Karal şiirleriyle Dergâh’a katkı verirler. İlk yüz sayıda yer alan genç imzalar arasında da şimdi her biri en az üçer-dörder kitap yayınlayan 1971’li şairler ise şunlardır: Murat Menteş, Hakan Arslanbenzer, İbrahim Tenekeci, Celal Fedai, Hakan Şarkdemir, Ali Ayçil, Hayriye Ünal. Dergâh şiirde de hikâyede de usta isimlere yer verse de her dem genç imzalara özel bir yer ve önem atfetti. Dergâh’ın tarihini yazanlar imza dinamizmine özel bir vurguda bulunacakladır sanıyorum. Çünkü daha pek çok şairden hiç bahsetmedim bile. Oysa Alper Gencer’den Hüseyin Akın’a; Mustafa Akar’dan Furkan Çalışkan’a uzayan uzun bir şair listesi var. Ancak Zeynep Arkan’ı anmadan geçemeyeceğim.
Mustafa Kutlu gibi bir hikâye yazarının ismiyle anılan Dergâh’ta hikâye damarı elbette önemlidir. Dergâh’ın her sayısında bir-iki hikâyeye yer verilir. İlk döneminde Nazan Bekiroğlu, Cihan Aktaş, Fatma Barbarosoğlu, Yıldız Ramazanoğlu, Sibel Eraslan gibi yazarlar dolayısıyla kadın hikayecilere özel önem verdiği bilinen dergide daha genç kuşaklardan Pınar Zengin, Mukadder Gemici, Gülçin Durman, Melek Paşalı ve Nihan Kaya bu isimlerden sadece bazıları. Tabii Selçuk Orhan, Abdullah ve Mehmet Harmancı ve Kamil Yeşil’i unutmuş değilim.
Mustafa Kutlu’nun derginin ilk sayılarındas oylumlu derkenar yazıları çıkar. Orhan Pamuk’un Kara Kitabı hakkındaki yazısı çok önemlidir mesela. Ancak Mustafa Kutlu bu yazaılarını asla kitaplaştırmaz. Beşir Ayvazoğlu, Mustafa Özel ilk dönemde yazılarıyla yer alırlar dergide.
İsmet Özel’in ilk yıl boyunca şiir hakkında kaleme aldığı yazılar çokça tartışılır. İsmet Özel ayrıca 1980’li yıllarda küçük bir bölümünü Adam Sanat dergisinde yayınaldığı Of Not Being Jew şiirinin tamamını kitaplaştırmadan önce Dergâh’ta yayınlar. Naat, Münacaat, Mevsimlerin İnsanlara Yaptığı Fenalıklat, Mel Ange, İki Kapı İsmet Özel’in Dergâh’ta yayınladığı şiirlerden bazılarıdır.
Ayşe Şasa’nın Yeşilçam Günlüğü kitaplaşmadan önce Dergâh’ta arzı endam eder. Mustafa Kutlu’nun dergide giderek daha az yer verdiği hikâyelerinin öenmli bir bölümü Arka Kapak Yazıları’nda yer alır.
Dergâh’ın dikkate değer bir yanı da o oylumlu orta sayfa röportajları. İlk sayıda Ömer Faruk Akün ile başlayan orta sayfa söyleşilerinde söyleyecek sözü olanlar boy gösterdi. Derkenarlarda tanıtım ve kısa değerlendirme yazılarına yer veren dergi, uzun ve kapsamlı yazılar yayınlamaktan hiç geri kalmadı. Şerif Mardin’in İsmet Özel’in Waldo Sen Neden Burada Değilsin? Kitabı hakkında kaleme aldığı ev Mustafa Özel tarafından tercüme edilen yazısı bunlardan sadece biridir. Halil İnalcık’ın, Yusuf Kaplan’ın, Mustafa Armağan’ın, Hakkı Özdemir’in oylumlu yazılarının yer aldığı sayfalar derginin unutulmazları arasında yer alır. Dosya dergiciliği yapmayı ise asla benimsemedi. Ayrıca şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim. Mustafa Kutlu derginin şiir seçiminde de hikaye seçiminde de asla ‘kendi beğenileriyle’ sınırlamadı dergiyi. Dergiye ziyarete gelen gençlere önce okullarını, ailelerini sordu sonra edebiyatı. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. Dergiye imkânsızlıkları yüzünden gelemediği için postayla kitap gönderdiği taşralı gençlerden biri de benim.
Eminim derginin künyesinde Mustafa Kutlu için unvan olarak “Yazı İşleri” yazdığını görmüşsünüzdür. Sorumluluğu vurgulayan ama “müdürlüğü” kaale almadığını ifade eden bu yazım tarzı derginin çizgisi hakkında da ip ucu vermeye yeter bence…
Umarım Dergâh, daha nice güzel sayı ile aramızda olmaya devam eder…